Basireti küsmüş, ışığını yitirmiş, pasifliğe sığınmış, kendinden tiksinmiş bir alelâdenin, sürekli kendine duyduğu saygıdan bahsetmesi, bir dolandırıcının faziletten söz etmesiyle birdir. Tam anlamıyla kim olduğunu çıkaramamak, aşağı bulunmanın verdiği kaba ihtirasla birleşir, aşırı bencillik, mensubu olunan şerefsiz yolun yansıttığı rolleri benimsetir, ruhsal bunalım bağırır, işin içinden kendine yakışır yüklemeyle çıkılır. Saygınlığını yitirmiş bir titremeli sayıklama, şahsının taşınamadığı türünde gülünç sözler söylerse, böyle zavallıya yalnızca gülünür. Kendine has şerefsiz küçüklüklerin mezbahasındaki çirkin seviye, yalnız çıkar ve adî ihtirasları uğrunda keyfini tatminle uğraşırken esasen yüzüne kapanan kapılar canını acıtır. Ruh ve beyni anormal bir çulu sırta almak, hırsızın çaldığını, hesapsız fedakârlık diye yutturma çabasına ortak olmakla birdir. Her şeyi kılıfına uyduran bu dalavereci zekâ, ümit kırıklığı içinde gösterdiği çeşitli arazlarla yine konuşmadan okunur. Sorumluluktan çekinme zayıflığı, karşı koymak yeteneğinin yokluğunu aşıp, şahsî cesaret ortaya koyma davranışı gösteremediği ikiyüzlü saygıyla bağırır. Yalanın büyük ustası önce saygı duyduğundan bahseder, sonra aynı gayretle inkâra girişir. Akıl ve histen yoksun oluş söylediklerini yalanlar, hiç olamadıklarını, hiç sıkılmadan sahiplenir. Şerefi yok sayan kabiliyetsiz, inanç ve karakter yoksunuyken, kendini tahrikçi diye satması, kültürsüz, zavallı maddileşmiş cehaletinin sathi bilgi edinmesiyle, mangalda kül bırakmadığı birtakım hezeyanlarıyla büyük lafları ettikten sonra ödü patlayarak çabuk fikir ve yön değiştirmesi, coşkuya kapıldığı zekâ kıtlığı eserinde tükürdüğünü yalaması, inanılır gibidir. Mücadele, yüksek ahlâklı, sarsılmaz iradeli, büyük fedakârlıklar ister. İsyan dolu irade yokluğu esaslı bir cesarete sahip değilse, son hayat belirtileriyle sözüne sadıklık düşer. Bu kadar korkaklıktan asla sorumluluğu kabul bir karar çıkmaz. Sözü ile davranışı arasında zıtlıklar bulunan başıbozuk bir döküntü, işine gelmediği güç durumlarda ortadan kaybolur. Fare huyu bağlayan alelâdenin bayağılığında, ucuz başarıların aynı nakaratı hep tekrar tekrar çalar. Gerçek ahlâkın istediği adaletin gayesi belirdiğinde, işine gelenin oyun sahası kapanır. Güçlükleri yenemeyip, basit bir çıkarın ardına düşen fikir sefaletinin kokuşmuş temsilcisi, ahmaklığın vebasını taşır. Bu sömürü kalpazanı, yüzyılların ürünü olan büyük inanç, büyük düşünceyi yok saymak, bozmakta duraksamaz, söz konusu yalnız şahsî menfaatiyse, özenli davranır. Sinir ve ruh sistemi bozuk maceracı bir serseri asla inisiyatifi ele alamaz, önderlik yapamaz, bizzat katılamaz, altüst edemez, yarının olamaz, bedeli bilerek üstlenemez. Birtakım ayaktakımı, soysuzlaşmış tipin böyle ahlâksız kimseler karşısında kendiyle vedalaşamaması, aynı kazanda kaynaması, artık sürekli aynı dozun içilmesiyle etkilerinin gittikçe azaldığı bir ilaca benzer, kendinden sayar, tesiri yoktur. Birbirlerini bulup, yaraşmaları, aşırılıkla yozlaştırmaları, abartıyla sırıtmaları hep bundandır. Yolunu bulan bir utanmazı, böbürlenen bir sefihi, mayası bozuk bir ikiyüzlüyü, şanlı geçmişe lâyık sanacak kadar aymazlık fahiş yanlıştır. Nefsine sertlik şöyle dursun ihtiraslarının doğurduğu çekişmeyle uyuşturucu prensipler lehinde davranışlarla cıvımak, geçmişe yalnız çıkarıyla bağlı olduğu hâlde, hesapsız fedakârlığa katlanan, kahramanlık gösteren biri gibi öne çıkar. Üstelik sözleriyle davranışları arasında şaşırtıcı karşıtlık, tuhaf, uydurma, hile dolu söylemler bulunurken ciddiyete ters, ilkel bir zihniyete yakışır davranış sergilemek dikkate değerdir. Konuştuğu dil, paraya esaretin gayretlendiren hâkimiyetine ümit bağlamış, soysuzlaşmış üslubu, ahengi, ölçüsü, gayesiz rahatına bakmış, gündelik kaba zevkleri ardı ardına gelmiş, bencil isteklerine dayanarak yalnız keyif çatmış, işte bu nedenle karakter eksikliğinin hikâyelerini sıradanlık kurtarmıştır. Ne yaparsa yapsın, ıstırabı azalmayan ikiyüzlü asalağın özü çürük elmadır. Kalbinin derin, gizli bölgelerinde, itirafa cesaret edemediği gerçeği hep bilirken, fırsat kollayan hasetçi tavrı, yalanla, alayla saldırır. Yüreğini kemiren, hüküm süren nedense, içinden çıkılmaz bir hâl alan, kendi kendini ele veren ikiyüzlü saygı, çakal misali çıkarların dilini konuşur. İşin içyüzünü bir bakışta sezen, acı gerçekleri görebilen başa çıkamadığı açık yürekli, bağlılığı içten iklime karşı, tavrındaki aşağılık, azap içinde toplanmış zehrini açığa vurarak, bağırıp çağırarak, kapıldığı öfkeyle yalnız getirilerini ileri süren ters yönlü gelgit dalgalarının istek ve çıkarlarına teslim olur. İçtensiz düşünce ve duygularının dayanılmaz çirkinliği bütün irsî hususiyetleriyle kendini gösterir. Bir kemiğe tav olacak cinsin şahsî ihtiraslarının peşinde ne türlü küçüklük gösterdiği, terkibinde pek çok ahmaklarla, çıkarcıların nasıl birbirinden çok farklı aldatmalarla barınabildiği, sefalet bataklıklarındaki hilaf ve aczin ne gibi bir iltimasla faydalandığı, bağ kurabildiği ancak sert bir müsamahasızlıkla son bulur. Büyük tavırlı, büyük azametli telkin başkalarının gölgesinde, bir punduna getirerek değil, düşünce ve görüşlerinde içtenlikle davranarak sonsuza kadar devam ettirilir. Kararları üzerinde salahiyetli görünen fakat uygulamada etkisi olmayan bir yarım yamalak, mevcut görünür aslında namevcuttur. Ebedî aldatıcı davranışlar hep büyük işlerden bahseder fakat her nasılsa aynı çökertici kafa içtenlikle değer verilmesinin de önüne geçer. Yaptığı rezillik ve şerefsizlikleri dile getirince, suçlu olduğunu bildiği için büyük felaket koparır. Hemen karşı savunmayla çekinmeden yalan söyleyerek iftira eder, kavga çıkararak üste çıkar. Zikzak yapan yalpalayış, itibardan düşmüş, ne yazar? Hicap duymaz, çamur ve çirkef attığı yüze yine bakar. Sık sık tekrarladığı kendine saygısını, fikren var gibi zihinde canlandırarak, bu ümit ve emelin gerçekleşmesi temenni olunur.