2026-05-28

İçinde biriktirdiği bir yığın zehri taşırmaktan sakınmayan için artık sözcükler de yaradır. Uzaktan gelen yankıların aslî hedefini kaybeden özü, yürekte çöreklenen gayriahlâki usullerin kılık değiştiren rolü, uyuklayan had safhada düşmanlığın hapsolduğu yüzü, yazılması istenenleri, sözden mahrum bir söylev şaheserinde okur. Sönmeyen bir kinle hadsizliğin süngülediği, hakir gördüğü esasen kendi hatalarını itiraf metnidir. Yarı son bulan, yarı hayata geçmemiş yazıların sahasında en ileri giden sözcükler de vurucudur. Gitmek derdine düşen ancak hep aynı yere geri gelen, bin güçlükle mücadeleli ne varsa yeni baştan hemen yanında belirir. Fikir alanındaki yozlaşmanın hâkim olması yolunda didinen, uydurma sözlerinin itinasız hitabıyla savunur gözükür, esasen kendi düzenini ihya eder. Pazarın istekleri yönünde yalnız kazançlarını bilir, oldubitti ile süslü hikâyelerin giydirildiği aldatıcı görünüş istediği gibi faydalanır. Fikrî tahribatı korkunç, bozuk bir düzen dili, kendi şeytanının fenalığından gafil, alelâde yazılmış kitapların muhitini tenkit, sinsi ve iblisçe hücuma kalkan aleyhtarlık olur. Kazanç amacıyla rezilce fikir alçaklıklarını yüceltiş, kendine özgü bir düşüklükle toplumu soysuzlaştıran zehirli aldatış, yaratıcılık diye mantıksız, anlamsız, yorulmasız bir yazış, sözde edebiyatı, değerine erdirir. Yüksekten atıp tutanları göreve ehliyetli sayarken, sahteliğe ulaşmış bütün aldırmazlık kalemini kurtarır. Bunca alçaklık ihtirası, çirkin bir yığıntıya emel beslerken, sırf yarınki nakdî getirisini düşünür. Yurda fenalık etmiş yüksek baskı sayısı, ruh okşayıcının kaleminden çıkarken, kurgunun içindeki perde, esas dil ve duygusunu kendi gibi yapmacık alkışların sesinden işittirir. Ecdadın ocağı kadar eski, kudretli, kökü kuvvetli adın toprağında ekin, ebedî fikir uğrunda yüreğinden geçenlerin dilidir. Tarihin şeref yapraklarının vârisi, medenî ve üstün kabiliyetli geçmiş belleğin, bugünden yarına yaşatılması için didinir. Meşaleyi gelecek nesillere taşırken, o eski ululuğu yeniden dirilterek hem geleneği yaşatıp hem de ileri götürecek ruh ve inanç kuvvetiyle yükseltir. Bu sebeple en tesirli vasıta olan dil ve edebiyat sahasında, vicdanını satan idrak zavallıları değil, şanlı mazinin zafer ordusuyla kalbi başka türlü çarpanlar kaleme sarılmalıdır. Ruhunda edebiyat sevgisi uyanmış, dürüst çalışmaların irfan seviyesiyle sözcüklerin ihtişamı kutlanmış, açık ve sade yazılmış bağlılığın bağrından kopmuş, her tehlikeyi yenebilen bir yazı, ciddî fedakârlığa dayanır. Tarihi hayatında bir istikrar bulamayan, uğrunda öleceği yüksek ilkeleri olmayan, cesaretle çarpışacağı muhteşem saydığı uzak bir hedefe tutulmayan, sırf gösteriş yapmak için gerçeğe dayanmayan hülyalarını kaleme alanlar hep vardır. Geçmişin övünceleri ruhunda yüksek duygular uyandırmak yerine, satırlarında sinsice, bazen açık bir biçimde heyecanla coşan bir düşmanlık taşır. Kendini duyan, asıl şahsiyetini bilen, dilini kıskançlıkla saklayan bilinçli kişi, aldatıcı, süslü bir yazının asıl amacını anlar. Maziyi inkâra kalkışarak karşı durum almış bir keyfiyet, ciddiyeti iş edinen, cesur ve içtenlikli bir kalemle önlenir. Yazdıklarında, konuştuklarında bir parça hakikat bulunmayan fakat fırsatı yakaladığında değerlendirmeye çalışarak, yayın hayatına büyük etki bıraktığını düşünen, nedense boşluğu doldurmaya, ilk önce itimat edilen kıymetli şahsiyetler üzerinden iftira dolu, zaferlerle bezeli hayli mücadeleyle yapmaya kalkar. Bu bazen falanca yılda basılmış bir kitabın satırlarında fırsat bulup, üstüne atlayan, bazen büyük bir gürültücülükle en karışık meseleleri bir tek yöntemle çabucak halledip, sözde atılan çamuru bildiren, bazen düştüğü düşünce sefaletine inandırıcılık vermek adına yalan söyleyip, abartılı yazılarla enseleyen biri gibi, esasen yaptığı alay temelini hazırlamak olur. Umutsuzluğa düşüren incileri, etrafa sessizce dağılır. Nerede uydurulmuş fikir varsa, kara çalanın amacıyla buluşur. Yapılan tahribatla kendi yenik hayat tarzına edebiyatı da dâhil ederek, kazanç hırsıyla asıl öneme sahip, tutuştuğu yarınını kurtarmak ister. Fikrî ve edebî gaye dalgacı olunca, sözcükler de sayıp dökülen kavgada öylece serilip kalır. Bütün bir ömründe dikkat kesildiği vasıta oluşundan başka, erdemleri tamamen unutup, düşünmeden inanır. Kulağına fısıldananları yazıp, kaleme alınanları dilinden dökülür sanır. Bu bir çürümüşlüğün, aynı aptalın zihniyetine sahip alkışın sesidir. Silik kişiliğin, kendini duyurmaya, olup bitenleri akla uydurmak gafletiyle öteki berikinin önünü kesmeye, geçimini sağlamak yolunda yalan yanlış yazmaya uğraşmaktan başka, sözcüklerin ağzında büyüdüğü, sonra tekrar midesini doldurduğu, geçmişe saygı duymayan bir kaleme alış, eşsiz, kuru gürültü yığınına batıp kalır. Esasen mantık şaheseriyle çürüttüğünü düşündüğü, birtakım asılsız iddialarının anlaşılır, gün gibi açık cevapları, fazlasıyla göz önündeyken başka bir kitaptan, kısacık tek cümle cımbızlayıp altını çizerek, falan kişinin dediği saçmalıkları da ulayıp, zekâ harikası buluşlarının parlak dereceli çabasıyla öne çıkar. Hâlbuki kendini beğenmişliğin yüksekten bakan pazarından çok, esaslı bilginlerin nazarında dikkat çekilmesi anlamlı ve kıymetlidir. Ulu geçmişi seven, derin bir içtenlikle övünür, değer verir. O muhteşem asaletin karşısında saygı besler, yeniden diriltmek için korur, sağlamlaştırır. Kuvvetli şahsiyetlerin erdemlerini, eserlerini ilham ettirir. Böyle yazarlık sıfatıyla ödülü, şeref ve karakter kazanır. Edebiyat, bayağı oyunlarının telkinlerine uygun yazıp, konuşanların, gönlünce sığınacakları himaye, sıyrılacakları tedbir, hırsıyla yanıp tutuşanların keyfî gayesi olursa, bunca seviyesizliğin sarhoşluğu sıcak bir yuva bulur. Dalgaların yükselen sözcüklerle örtüşmeyen yalanlar girdabı, gaflet içinde bulunduklarını kavrayan satırların kaybı, cümlelerin yırtındığı maskaralığı hep kendiliğinden silinip giden anısı, zayıf aklın kalemidir.