2026-03-19

Korkuyu iliklerinde duyan ne yaptığını bilmez, ömrünü er meydanında geçirmiş olanın kaderini belirlemişse, çınarların devrilmesinin etkisi ölçülemeyecek kadar şiddetli olur. Yakışmadıkları yere çıkanların daima alelâde davranışlarına göz yumulması, işleri yoluna koydum sanarak esasen hep saflığın bozulması, körlüğüne kör olanların yüzünü gülümsetir. Her fırsatta kahpelik, hainlik, alçaklıkla bütün özleyiş hüzün ve zehir kesilir. Çok çabuk fikir değiştiren bu şahsî yetersizlik, yanıp tutuşturan bir kılığa bürünse, ilkten ateşe benzese de sonra birden geri duran yüreksizlikle ateş olup doğamaz. Kendinden üstün akıl bulunmadığını zanneden bu ciddiyetten yoksun takdim, bir yandan idrak zavallılığı, bir yandan da korkak ve çapını bilmenin verdiği kaba ihtiras, şarlatanlığın bakış açısını, hızlı kazancın post kavgasına bular. Gezip tozmanın gelir getirici küstahlığı, derinliğe özgü yolları bırakır, kıran kırana ele geçirme çekişmesinde gerçekleşme yanlışlığına düşer. Hudutsuz bir yüzsüzlük içinde üste çıkmak kapanın elinde kalır, sözde ne istediğini bilen ittifaklar poz keser. Meğer aşağılık duygusuna kapılan eğreti gözlemiyle mükemmelliği öğretir, istikrarlı bir ortam yaratır, uzak geleceğe yatırım yaptırtır, hatta kendi ilhanlığını kurdurtur. Değişik beğenileriyle kımıldamadan duran bu ciddiyetten yoksun hamilik, şatafat, alımlı süslenmiş sahneyle çıkardığı eski püskü, dolambaçlı yolların kanadı altında fırsat kollar. Gönlü ve beyni umutlanır, bekler, içi sızlar. Derin duyuşlu ruhun, eskiden bir başkası için söylediği adla, sensin elbisesine girmesini ister. Aksine şimşek sezgili bakışların, keskin aklıyla şaka olunmayacağını bilse, ruhunu okuyan sesin, içini ısıtan aydınlığın, bütünüyle buz kesildiğini görürdü. Yalnızca gözlerini kamaştıran, kalbinin içinde alevlenen, kıvrandığı, kazanç için himayeli alkışların takdiridir. Bütün bu nabzı kendine yabancı atan lisanın söyledikleriyle, söylemek istedikleri o kadar çıkarına uygun, o kadar çabuk yön değiştirir ve o kadar güvenilmez ki, safsatalarını, mertlik diye över, böyle etkisizleştirme yetişmezmiş gibi fazladan, ciddî meselelere vâkıf olmadığı hâlde kendini ileriyi gören, güngörmüş bir gereklilik zanneder. Bu türlü pek çok istidatsız, kendisine ait olmayan işler üzerinde tasarruf hakkı bularak, esas kendi cılız kişiliklerinin tanıtımını yapar, hâlihazırda kat kat kuvvetli olanı da baltalamaya kalkar. İlhanlık öyle birilerinin verebileceği imkân ve fırsat olsaydı, kaç nesil çarpışa çarpışa bugün ismi pek çoğundan üstün, saygın ad meydana gelmez, her biri büyük fedakârlık örneği şahsiyetlerle yarınların hayatına umut olmazdı. Büyük bir atılışı kurup yönetmek, kurucusundan mektupla gelen bir haber değildir ki, başka biçimde okunup, aslı bozulabilsin veya hayata dönmenin kılavuzu, akıldan yoksunluğun gönlündeki aslanı terbiye ederek, doğru olan budur sanmakla üstünde tahrifat başarı kazansın. Ciddî bir konuda aklı bir yana bırakıp disiplinin olmayışı, aynı sarsıntıyı tekrar üsteler, eski tutarsız sözlere yürüten adımlar bilindik yolları, gözü kapalı yürütür. Görünürde olmayan gizli yanı da görmek, aldanmamak için yüzyıllara doğru yönelmiş bir eğilim gerektir. Her şeyin göründüğü gibi olduğunu sanmak, perdenin gerisinde ne olduğunu bilmeden inanmak, işaret edilene razı olmaktır. Görünmez olana temas, tehlikeyi önleyen bir kafa ister. Açık yürekli olmayan biri için korkmadan ileri atılmak zordur, hele düşünmeden, bilmeden, yalnızca feragat göstermek çok güçtür. İstediğini açık bir biçimde belirtemeyenlerin yanlışını örtbas etmek yoluna gitmesi, içtenlikle itiraf edemediğini tırnak içinde dolaylı yoldan anlatmayı yeğlemesi, tekrar tekrar geriye dönüş alışkanlığıyla kalbine ihanet, hatıralara saygısızca davranması, kolay olan inkâra başvurması ancak bir prensipsize yakışır. Göremediklerini bilmeyenlere özgü bir yoksunluk içinde, kalbinde asil ve yüce duygular var sanır, başarısızlığını, yanlışlık yaptığını başkasına yükler. Mesuliyet duymaktan ödü kopanların kendini kandırdığı olamadığı yüzü, şahane olduklarına inanır. Bu zorunlu inzibat, hayata geçirilebilir düzeye taşınamadığından, pek çok yeni fikir bir yere varamaz, doğuştan yetiler icap eder. Kimi fedakârlıklar mitralyözlere karşı yürütür, kimini de paranın aldığı kıvrıma göre adım attırır. Kimi asırlardan beri en hayatî prensiplerin dayandığı demir bilekleri, en yüce inançların uğrunda çarpışılmış ahlâklı ve iradesi sağlam kuvvetiyle, içinden çürütmek, tarihini gizlemek, alıkoymak isteyenlere karşı bir kasırga içinde yürür, kimi de korkaklığını alay etmek yolunda kullanır. Düşüncelerini açıkça söylemek boş bir umut, el altından duyurmak korkakların ilkesidir.