2026-11-04

Adanmışlığa varan sadakatin kemiği iliği eriten sessizliğinde kalbi bu derece yıkan inkâr, en çok sevip de hasislikle mükâfatlandırılan cana kıyar. Bağlılık, ihanetlerle kılıçlaşır. Koparır yıldızları iyilikbilmezle el ele, talan eder hatıraları söndürür, ardında ne muazzez söz ne muhterem iz kalır. Esirger tulpar atları, şimşek olup parlar gözyaşları ne umursar ne göz ucuyla bakar. Yürek sızısının mukaddes tuttuğu meydan okuma, sendeleyip düşse ayağa kalkar, bütün kuvvetiyle son vazifesini yine yapar. Mücadele pek derinden çaresiz kalsa ecelle yarış eder, özlenenleri yine mukadder kılar. Gani gönüllü ümit yolları yalnız yüreğin kuvvetleriyle yaşar, sade kalpteki nihayetsiz adla ölür. Uzun, sıkıntılı mücadeleler akıbet olsa da bir tek samimiyetin coşkun sesi yükselir. Ne tuhaf inciten kişinin ölüm döşeğinde elini tutması, yanında olması, iyi hislerle cesaret vermesi daha tatlı yeni bir uykuya vardırması, tıpkı ışığını arayan baht yıldızı gibi imkânsız denilenlere kalp inceliğiyle ulaştırır. Gönlün dağlarından doğarak vücudu saran ecelin soğuk suları, kıyısında bir hayat verir mi? Söylenenlerin ardında umulmadık bir sürpriz, mucizenin kendisi olur mu? Sorumluluklarıyla yüzleşmek istemeyen yalnız ölüme çare olunmadığını bilseydi mesuliyetten kaçmaz, içi dışı bir olabilir, karşılıklı hak ve görevleri severek kabul ederdi. Bozkırlardaki bir çocuk kadar sade olur, bilemediklerine de adım atabilir, kendi kuvvetlerine güvenebilirdi. Yoksunluk hatıraları diriltir, ayrılığın üzerinde çiçekleri bitirmezdi. Başarısızlıktan kaçmaz, hep koşulları suçlamazdı. Kalbindekilerin peşine düşer, insafa bırakmaz, talihin tanımlamasına izin vermezdi. Hayal yıkıcı, ümit kırıcı, yalnız duygu sömürüsü yapan dilin sesini işitmezdi. Dürüstlük, içtenlik, tutku, bayır aşağı inmezdi. Cesaret, iç rahatlığıyla ufka yürürdü. Yoğun, güçlü istek harekete geçer, bahanelere boğulmaz, kendi hayalini yaşardı. Kötümserin amacı doğrultusunda ilerlemez, kaba yalanlarını bilir, kalıpları kırardı. Bilgelik olsaydı, ışığın parıltısını ümitsizliğe dönüştürmez, vasatın temkin iplerini keser, atardı. Tok gözlü, dürüst birinin incinip uzaklaştığını anlar, sadık bir kalbin sessizliğini hisseder, güçten düşüren baskının, kararlılığı hırpalamasına razı olmazdı. Önüne geçilmek zorunda olunan düzenbazlık hileye cesaret edemez, birden çok nedeni olan kir götüren bir tip, varlık kazanamazdı. Kendini kandıranın başucunda güneşli bir bahar bulunmaz, mutlu edecek kış mevsimi sürekli talepkâr olanın garanti arayışını sevecen bir yanıtla ısıtmazdı. Bundan dolayı ölmeden ölenler, fedakârlık yapma niyeti olmayan âcizlerden değil, makûs talihi yenenlerden çıkar. Kendi hüznünü dahi kavrayamayan, kalbin isteklerini anlar mı? Kimilerinin kötülediği pek çok incelik asıl kendi felaketli hayatlarındaki haysiyetsiz bir ayakta kalıştan fazlaca erdemlidir. Kurnazlıkta birbirini aldatamayan ittifaklar oldukça esnektir. Bu kadar pis ve bulanık bir manzara ebedî ölümü daha güzel yapar. Ölüm, doğru olanı yapmayı öğretir. Sahip olduklarını gören ölendir, kederi de büyük olur. Ölümün acı yüzü, hayatta elinden gelenin en iyisini yapmamaktır. Ölümü hak etmek lâzımdır. Ölüm her an gelebilir, bu vücudu saran bir hastalıkla daha yakın hissedilir. Ölüme gözünü kırpmadan giden yüce ruhlar, parlak bir ışık içinde ebedî sırrını taşır. Erde şan isteyeni sevmek ölümsüz kılar. Böyle şanlı bir ölüm şeref verir. Ölümden daha acı olanı ise ne hayata ne kendine saygı duymayanın elinden ölmektir. Kaçırdığı fırsatlara ah eden, acı çeken küstahlık, ölmeden öldürür, günler sayılıyken, biten günlere ağlatır. Böylesine olağanüstü metanet göstermek lâzım gelir. Asil fikirlerle, yüksek duygularla dolu hayatı derinleşmiş biri, eksiksiz yaşamı daha anlamlı kılar. Yaşama şansını kutlar, eşsiz duyguları sevinçle karşılar. Çaresiz, umutsuz, hissiz olup, bütün bir yaşamı engellemez, tersine hayat yolunu ışıklandırır, asıl armağana lâyık olur.  Duyarlılıkla, adanmışlıkla, sorumlulukla hayatı yaşamayı unutmaz, varlığını sürdürmek için kavga eder. Pençesi sert ecel, hep mertlikte en önde bulunanları alır. Başta manevî bağın kuvvet kazanması için uğraşanları ayırır. Amansız, insafsız mücadelesinde mukaddesatı bir olanları koparır. Seçkin karakteriyle fiiliyata değer veren, yoktan var edenleri uzaklaştırır. Temsil ettiklerini bilinçli bir feragatle, asil bir ruhla savunanları bitirir. Yüzyıllar gerisinden gelen atalar armağanı binyıllar ilerisine karıştıkça can gibi saklanır. Ölüm çelme atsa, ecel gün saysa, düşmek üzere hükümler verse, bazı olan biten kavrama yetilerine sığmaz, taşar. Nesi varsa nesi yoksa damarlarında taşıdığı ruhla yine muzaffer olur. Bütün bir ömürde hücumların asıl sebebi mücadeleden yılmayan karakterdir. Ölseler de ululuğun denizinde o muhteşem veraset yaşar. Bıraktıkları can suyu olur, yürütücü kuvvete ulaştırır. Yeniden kahramanlıklarla hayat bulur. Tekrar destanları aktarır, canlandırır. Gökten inen sert rüzgâra benzer, duyguları dile getirir, özde aynı kalan destanları korumak için gayret sarf eder. Hafızadan silinmez, yitmez, göçüp gitmiş olmaz, sezgi hatırlar, ayırdına varır. Ruhça temiz bir kişi hayatı tam anlamıyla yaşamış demektir. Çünkü ulu saydığı tutkuları vardır. Madde için değil değerli olan için yanmaya başlar. Tuğrul kuşu dururken bir çakal istenir mi? Hayat öğrenmeye doğru olmadıktan sonra nerede kaldı başa çıkma kabiliyeti? Sorumluluk sahibi biri umursamak gerektiğini bilir. Uykusuz geceler hep faaldir, bunun için en iyi adabı uygular. Neticelere kilitlenmek fiiliyatta yaşar, mızıkçılık etmekte değil.